Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte Türkiye’nin dört bir yanından yangın haberleri gelmeye devam ediyor. Özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde peş peşe çıkan orman yangınları, sadece yeşili değil insan sağlığını da tehdit ediyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Berivan Usta’dan çok kritik uyarılar var. Uzman isim, alevlerin asıl tehlikesinin dumanda gizli olduğunu söylüyor ve “Bu 4 belirtiyi hafife almayın” diyor.
İnanır mısınız, yangınların yarattığı hasar sadece yanan ağaçlarla sınırlı değil. Rüzgarın etkisiyle çok geniş alanlara yayılan duman, kül bulutları ve zehirli partiküller, yerleşim yerlerindeki günlük yaşamı ciddi şekilde tehdit ediyor. Dr. Öğr. Üyesi Usta, bu dumanın içeriğini anlattığında tüyler ürpertici bir tablo ortaya çıkıyor. Mikroskobik parçacıklar, uçucu organik bileşikler, ağır metaller, karbonmonoksit ve kanserojen maddeler… Hepsi birden o dumanda mevcut.
Bu zehirli karışım çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük partiküllerden oluşuyor. Uzman Usta’nın dediğine göre bu partiküller solunum yoluyla akciğerlerin en derin noktalarına kadar ulaşabiliyor ve oradan kana karışabiliyor. Dahası var, bu zehirli maddeler içme sularına ve ekinlere de bulaşarak zincirleme bir risk oluşturuyor. Yani sadece havayı solumak değil, yediğimiz içtiğimiz her şey tehlike altında.
Bakın ne diyor uzman isim: “Sağlıklı bireyler bile baş ağrısı, göz yanması ve boğaz tahrişi gibi şikayetlerle etkilenebilir.” Düşünün, sağlıklı insanlar bile bu kadar etkileniyor. Peki ya KOAH, astım, bronşit hastaları? Ya alerjik bünyeli olanlar? Çocuklar, yaşlılar… Onlar için bu süreç hayati riskler barındırıyor. Yangın dumanı, kronik rahatsızlığı olanlarda aniden gelişen ciddi solunum yolu problemlerine yol açabiliyor.
Neyse, ben şimdi size uzmanın anlattığı o 4 hayati önlemi aktarayım. Birincisi evinizi izole edin. Dumanın yoğun olduğu saatlerde kesinlikle dışarı çıkılmayacak. Kapı ve pencereler sıkıca kapatılacak, kapı altlarına nemli havlular konulacak. HEPA filtreli hava temizleme cihazı varsa yüksek kademede çalıştırılacak. Klima kullanılıyorsa iç sirkülasyon moduna alınacak. Yani dışarıdaki pis havayla evin içini tanıştırmayacaksınız.
İkinci önemli konu maske seçimi. Burada herkesin yaptığı büyük bir hata var. Normal cerrahi maskeler ve bez maskeler, orman yangını dumanındaki ince partiküllere karşı tamamen yetersiz kalıyor. Uzman isim N95, FFP2 veya FFP3 gibi profesyonel koruyucu maskeler kullanılması gerektiğini söylüyor. Maskenin yüze tam oturması, kenarlardan hava sızdırmaması çok önemli. Maske bulunamazsa ne mi yapacaksınız? Kalın bir bez veya havlu nemlendirip ağız ve burnu sıkıca kapatacaksınız.
Üçüncü uyarı kronik hastalığı olanlara. Astım, KOAH ve benzeri akciğer rahatsızlığı olan hastalar, doktorlarının reçete ettiği tüm ilaçlarını aksatmadan kullanmalı. İnhaler, sprey, nebulizatör… Hepsi düzenli olarak kullanılacak. Eğer nefes darlığı, şiddetli öksürük, göğüs ağrısı veya hırıltı gibi belirtiler ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulacak. Aman diyeyim, bu belirtileri hafife almayın.
Ve dördüncü madde… Bol sıvı tüketimi. Yangın dumanı boğazda ve solunum yollarında ciddi kuruluğa, tahrişe ve yanma hissine neden oluyor. Bol su ve bitki çayları tüketmek, solunum yollarının mukozasını nemli tutarak vücudun doğal savunma mekanizmalarının çalışmasına yardımcı oluyor. Toksinlerin vücuttan hızla atılması için de su şart. Uzman isim bitki çaylarını da öneriyor, özellikle boğazı rahatlatan çaylar tercih edilebilir.
Bu arada, uzmanın söylediği bir şey daha var ki çok önemli. Dışarıdaki havanın kısmen temizlendiği saatleri takip ederek evi sadece kısa süreliğine havalandırmak gerekiyor. Sabah erken saatler ve akşam geç vakitler genelde havanın nispeten daha temiz olduğu zamanlar. Ama yine de hava kalitesi ölçümlerine bakmadan pencere açmayın. Bu devirde hangi saatte hava temiz, hangi saatte pis, hepsi belli oluyor zaten.
Doğal afetlerin beraberinde getirdiği bu zorlu süreçte panik yapmadan bilinçli hareket etmek şart. Dr. Öğr. Üyesi Usta, yetkili kamu kurumlarının yapacağı resmi açıklamaların, hava kalitesi uyarıları ve acil durum duyurularının yakından takip edilmesi gerektiğini vurguluyor. Tahliye kararı alınan bölgelerde yaşayanlar, uyarılara uyarak derhal bölgeyi terk etmeli. Değerli eşyalar, ev, araba… Hiçbiri insan hayatından daha değerli değil. Uzmanın son sözü net: “Hiçbir eşya veya mülk, insan hayatından daha değerli değildir.”
Ayrıca, bu süreçte ailecek bir plan oluşturmanın da önemine dikkat çekiliyor. Acil durumlarda nerede buluşulacağı, hangi telefondan kime ulaşılacağı önceden belirlenmeli. Afet anında panik yapmamak için bu planlar büyük önem taşıyor. Özellikle çocuklu ailelerin bu konuda ekstra dikkatli olması gerekiyor. Çocukların nereye gideceği, okullarından nasıl alınacağı gibi detaylar önceden konuşulmalı.
Yangınla mücadelede erken uyarı sistemlerinin de önemi büyük. Vatandaşların yangın riskine karşı duyarlı olması, anormal bir duman veya alev gördüklerinde hemen 112’yi araması gerekiyor. Unutmayın, erken ihbar yangının büyümeden kontrol altına alınmasını sağlar ve bu da hem doğayı hem de insan sağlığını korur. Her birimiz bu konuda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz.
İşte böyle arkadaşlar… Alevler sadece ormanı yakmıyor, asıl tehlike göremediğimiz o zehirli dumanın içinde saklı. Bu yaz yine yangın haberleriyle sarsılacak mıyız? Kaç can, kaç nefes daha bu dumanlara kurban gidecek? Hep birlikte göreceğiz. Gelişmeleri takip ediyoruz…
Kaynak: DHA
Kaynak: Orijinal Haber